20 Ocak 2007 Cumartesi
Yine dehşet saçtılar her yana! Bu kez
seçtikleri kurban Hrant Dink'ti...
Mağaza kameraları katili görüntülemeyi başardı. Tutun ki, yakaladılar da onu.
Sorgulara çekildi, mahkemelere çıktı, hüküm giydi. Ceza alan
kim? Tetikçi/figüran. Gerçek anlamda sonuç alınacak mı? Asıl katiller
başka kanlı senaryolar yazıyor olacaklar her zamanki gibi. Sırada kim bilir kim
var? Masum değiliz hiçbirimiz. Öldükten sonra ağıtlar, yakıyoruz, gözyaşları
döküyoruz, isyan ediyoruz... Hepimiz Ermeni, hepimiz Hrant
oluyoruz. Sonra zaman soğutuyor olayı, ölümcül sessizliğimize dönüveriyoruz.
Yeni bir olay mı yaşandı? Filmi başa sarıyoruz. Yaşatmak için ne yapıyoruz?
Selen
---------------
21 Ocak 2007 Pazar
Merhabalar,
Hukuk baskının geçerlilik aracı
durumuna getiriliyor. Özellikle ceza yasaları var olan siyasal anlayışlardan
büyük ölçüde etkilenen bir nitelik taşır. Düşünce özgürlüğünü korumak yerine,
ceza gözdağıyla bastırmak faşizmin özüne ters olan bir durum değil. Bunu ceza
yasalarıyla da geçerli duruma getiriyor. Dolayısıyla da, ideolojik düşüncesini
açıklayacak kişiye: "301 kere düşün de öyle söyle" denmiş oluyor. Bu
tür cezaların tehlikeleri de düşüncenin soyutluğundan kaynaklanıyor her şeyden
önce. Bazen anlaşılamadığı için, bazen de ne pahasına olursa olsun mahkûm etmek
amacıyla düşüncenin yer aldığı metinler farklı yorumlanıyor. Özetle, sorun
düşüncenin suç olmasında.
Kerinçsiz Dink suikastını "melun" ve "menfur"
olarak nitelendirmiş. Sen önce farklı düşünüyor diye baskı altına al,
susturmaya çalış, Türklüğü aşağıladığını ileri sürerek mahkemelerde dava aç,
ceza alması için elinden geleni yap bu konudaki öncülüğünü açıkça ortaya koy.
Ondan sonra da, "melun" ve "menfur" diye niteleyip üzüntü
duyduğunu dile getir. Doğrusu ben de bu adamla meslektaş olmaktan utanç
duyuyorum.
Bu arada yeni gelen tüm üyelere de hoş
geldiniz dileklerimi iletmek istiyorum.
Sevgiler, Selen