15 Aralık 2006
Merhaba Arkadaşlar,
Sayın Yavuz Kocaömer’in aşağıdaki
yazısını okuyunca, bazı düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istedim. Sevgili
Teslime’ye bu yazıyı bizlerle paylaştığı için teşekkür ederim.
Sakat, engelli ve özürlü sözcüklerinin
kullanımına ilişkin zaman zaman tartışmalar yaşanıyor. Gözlemlediğim kadarıyla,
bazı terimlerin –örneğin, özürlü ve engelli- kullanımının yaygınlaştırılması
çabaları bağlamında, başka terimlerin kullanılması tepkiyle karşılanıyor. Bu
noktada, bazı terimlerin kullanılışı bilinçli bir seçimi yansıtıyor. Bazı
terimler de rutin olarak yinelenerek yaygınlaşabiliyor.
Sayın Yavuz Kocaömer de yazısında,
özürlü sözcüğünün sadece Türkiye’de kullanıldığını vurguluyor. –Latin
alfabesini kullanan ülkeler açısından- Kendisine bu konuda katılmıyorum, çünkü
daha önce başka bir arkadaşın da belirttiği gibi, İngilizcede de özür ve özürlü
sözcüğünün karşılığı var. Impairment: özür, impaired: özürlü anlamına geliyor.
–örneğin, visually impaired: görme özürlü- Ancak belki özürlü sözcüğünün, sakat
ve engelli sözcüklerine göre daha az kullanıldığı söylenebilir. Ben de sakatlık
sözcüğünü kullanmayı olguyu anlatmakta kapsayıcı olduğu düşüncesiyle tercih
ediyorum. Öte yandan, uluslararası hukuk –özellikle sakatlıkla ilgili-
belgelerinde ve sakatlıkla ilgili başkaca çalışmalarda da bu sözcük sıkça
kullanılıyor.
Özürlü sözcüğünü ise özellikle iki
nedenle yetersiz buluyorum. Birincisi, bu terim sakatlık olgusunun
medikal/tıbbi boyutunu anlatıyor. Oysa sakatlık, siyasal, sosyal, fiziksel,
hukuksal vb yönleri de olan çok boyutlu bir olgudur. Özetle, özürlü sözcüğünün
kapsamı dar. İkincisi, özür sözcüğü, aynı zamanda bir kusur, hata dolayısıyla
bağışlanma arzusunu da içerdiğinden, bizim içinde bulunduğumuz durumu doğru
yansıtmıyor. Daha da açıkçası, sakatlık dolayısıyla özür dilemek gibi geliyor
bana.
Engelli sözcüğü ise, özürlü sözcüğüne
koşut olarak yaygın biçimde kullanılıyor. Ancak bu sözcüğün, bazen özürlü ve
sakat sözcüklerine duyulan tepkiyi de yansıttığı kanısındayım. Bu eğilim de,
engelli teriminin yüceltilmesi ve diğer terimlerin yerine geçmesi arzusundan
kaynaklanıyor gözlemlediğim kadarıyla. –aynı durum bazen özürlü terimi için de
söz konusudur. Sayın Kocaömer’in yazısına da bu durum yansımış. Program
sunucuları kendilerine engelli terimiyle ilgili söylenenleri aktarmışlar-
Örneğin, kimileri kısaca “Özürlüler Yasası” olarak adlandırılan 5378 sayılı
“Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun” için de “Engelliler Yasası” deme eğiliminde. Gerçekte yasanın
ne adı engelli terimini içeriyor, ne de içeriği. Aslında yasanın adında da bir
tuhaflık yok değil. “Özürlüler ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde
değişiklik yapılması” ifadesinde, değişiklik yapılacak olan yasa ve kanun
hükmünde kararname hükümleridir. Ancak bu ifade karşısında, sanki özürlülerde
de bir değişiklik yapılacakmış gibi bir anlam çıkıyor. Bütün bunlara karşın,
yasanın adı bu.
Engelli sözcüğünün anlamı için Meydan
Larousse ansiklopedisinin “engelli” maddesinde, söz konusu sözcüğün anlamı:
“Engelli olan” biçiminde yer alırken, örnek olarak “engelli at yarışları” ve
“engelli koşular” gösteriliyor. (bkz. C: IV, s: 270, süt: 3). Sanırım yeni bir
terim olmasının da etkisiyle ansiklopedide yer almamış.
Sakat sözcüğü de adı geçen
ansiklopedide: “Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan (canlı). (aynı
açıklama TDK Güncel Türkçe Sözlük’ün “sakat” maddesinde de yer almaktadır.)
Hasta veya kusurlu olan” biçiminde yer alıyor. (bkz. C: X, s: 863, süt: 2-3).
Aynı kaynakta bu sözcüğün, “kötü”, “işe yaramaz şey” gibi anlamlar içerdiği de
belirtiliyor. Kanımca bu anlamları da sakatlığın toplumsal bellekteki
konumundan kaynaklanıyor. Sakatlığın kötü, sakatların da işe yaramaz olduğunu
düşünenler için engelli sözcüğü de bu tür anlamlar içerir diye düşünüyorum.
Özetle bu noktada, önemli olan sakatlığın algılanış biçimidir.
Sevgiler, Selen