13 Mart 2006
Merhaba Sevgili Arkadaşlar,
Öncelikle, Sevgili Sacit Serim'e
TurkQuad grubuna gönderilen bu iletiyi, körler haberleşme gruplarına da
ileterek bizlerle paylaştığı için kendi adıma İçtenlikle teşekkür ederim.
Hemen belirtmek isterim ki, ben henüz
TurkQuad haberleşme grubunun katılımcısı değilim. Su günlerde katılmak
istiyorum. Bu nedenle, yazmakta olduğum iletiyi şimdilik sadece körler
haberleşme gruplarıyla paylaşabiliyorum.
Sayın Abdülkadir Anaç’ın TurkQuad
haberleşme grubuna yolladığı iletiyi dikkatle okudum. İletiyi bitirdiğimde
vardığım ilk izlenim su oldu: Bizler MERNIS'e ilişkin yapılan çalışmaların
ayrıntılarını bilmiyoruz. Bilinmemesi de doğaldır.
Bu konudaki yönetsel işlemleri ilgili
kurumlar kalıplaşmış bir takim yöntemlerle yürütmektedirler. Bu her yönetsel
işlemde de böyledir zaten. Bu eleştirdiğim bir nokta değil. Sayın Anaç, bazı
-kendisinin deyisiyle dile getiriyorum- "özürlü" yurttaşların
özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasına ilişkin yapılan çalışmaların
amacını yeterince bilmediklerini belirtmiş. Peki, ben de öğrenmek isterdim, bu
çalışmaları yürüten kişiler hukuksal acıdan özel hayata giren bilgilerin özel
olarak korunduğunu bilmekte midirler? Yoksa haberleri yok mudur? Sayın Anaç
demiş ki, bu yönetmelik oluşturulurken iki "özürlü" arkadaşımız
kendilerine görüş bildirmişler. Peki, Türkiye’de sakatlar iki kişiden mi
oluşuyor? Bu ülkede en az 8,5 milyon sakat yasadığı sanılmaktadır. -bu rakam
aslında 2002'de yapılan bir araştırmaya dayanmaktadır- 8,5 milyon kişiyi iki
kişi temsil ediyorsa eğer, benim de öğrenmek istediğim sudur: Bu iki kişi hangi
ölçütlere göre seçilmiştir? Kanımca iki kişi temsil edici bir ölçüt olarak
değerlendirilmemelidir. Tamda bu noktada, "özürlü yurttaşların haberi
olmadan yapılmıştır" eleştirisine siz katılmıyor olabilirsiniz, ama
görünen o ki pek de yabana atılır bir eleştiri değildir bu. İki kişi 8,5 milyon
adına konuşuyorsa ve bunu da sakatlar, yönetmelik çıktıktan sonra
öğrenebiliyorsa herkesin bu konuda tepkisini dile getirme hakki vardır. \
İkinci olarak, ben davanın tarafı değilim ancak, iptale konu olan dilekçeden de
anladığım kadarıyla, özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasına ilişkin
kimsidir. Bu da yönetmeliğin tamamını kapsamamaktadır. Buna ek olarak,
özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer alıp almamasının da o kadar önemli
olmadığına dikkat çekilmiş. Bu o kadar da önemli değilse, neden özürlülük
bilgisinin nüfus cüzdanlarında yer almasına ilişkin bir bolum konulmuş bu
yönetmeliğe? Eğer önemli olup olmadığını da tartışacaksak -ki zaten yapılan
tartışmanın özünde bu var- önemlidir, çünkü insanlar hiç de zorunlu olmadıkları
halde bu bilgiyi nüfus cüzdanlarına yazdırmaya çağrılmaktadırlar. Türkiye’de
eğitimsizliğin ve keyfi uygulamaların yaşandığını bilmekteyiz. Bu durumda nüfus
cüzdanında bu bilginin yer alması da ortaya ayrımcı uygulamalar
çıkarabileceğine göre neden önemsiz olsun ki bu konu?
Uçuncu olarak, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi'nin MERNIS'e ilişkin çabaları/girişimleri bu kentte yasayanların
kapılarının çalınmasını sağladı bile. Ne tur tepkiler mi alıyor? Özürlülük bir
yana, özel yasama giren bilgiler de sorgulandığından, "ben bu bilgileri
belediyeye vermek zorunda değilim" türünde tepkilere yol açmaya başladı.
Bu bilgileri evlenme, doğum, olum gibi geleneksel nüfus bilgileriyle sinirli
olsa sanırım kimse ses çıkarmazdı. Ancak çok daha derine inen ve kişinin özel
yaşamına girecek bilgiler sorgulanıyor? Ayrıca Sayın Anaç’ın iletisinde
"nüfus bilgisi" denmiş. Peki, özürlülük bir nüfus bilgisi midir?
Neden doktor, avukat, mühendis, mimar, öğretmen vb olduğumuzu nüfus cüzdanına
yazdırmamız gerekmezken, özürlülük bilgimizi nüfus cüzdanına yazdıralım?
Sanırım burada da olumsuz gerekçe, can
simidi: AVRUPA. MERNIS'e eğer özel nitelik taşıyan bu tur bilgiler de
girecekse, insan hakları hukuku acısından ciddi bir tartışma da başlayabilir.
Neden mi? Nedeni acık, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de dahil pek çok temel
insan hakları belgelerinde özel yasamın gizliliği sayılmış ve korunması
gerektiği de belirtilmiştir.
Dördüncü olarak, Sayın Anaç,
kendisinin de son günlerde yaptığı bir görüşmeden örnek vererek,
"özürlülük onur kırıcı değildir" diyor. Elbette değildir. Bundan
kimsenin kuskusu yok. Ne ki, kendisinin aktardığı diyalogda, "bu onur
kırıcıdır, ben buna karşıyım" diyerek özürlülük bilgisini nüfus cüzdanına
kaydettirmek istemeyen kişinin onur kırıcı bulduğunun ne olduğu üzerine biraz
konumsak gerekir kanımca. Söz konusu kişinin onur kırıcı bulduğu nokta
özürlülük değil, özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer alarak, kişilerin
özürlü, özürsüz olarak ayrıştırılmalarıdır. Başka bir deyişle, o kişi özürlü
olmasını onur kırıcı olarak nitelediğinden bu bilginin nüfus cüzdanında yer
almasını engellemekte değildir. %... oranında özürlü olduğunun nüfus cüzdanına
yazılarak, sağlam yurttaşlarla arasında bir ayrım yaratılmasını onur kırıcı
bulmaktadır. Bu noktada, karsı çıkılanın iyi bilinmesi, anlaşılması gerekir.
Besinci olarak, yönetmeliğin ilgili düzenlemesinde "özürlünün isteğine
bağlıdır" deyisine sürekli yollama yapılarak bu da yönetmeliğin söz konusu
düzenlemesine tepki gösterenlere yapılan savunmanın bir parçası olarak
görülmektedir. Evet, isteğe bağlı gibi görünüyor ilk bakışta. Peki ya sakat
birey özürlülüğünü kanıtlamak için sürekli rapor almak zorunda kalırsa ve
sonunda, "pes artik" deyip nüfus cüzdanına -istemese de- bu bilgiyi
yazdırmak zorunda kalırsa. Burada nasıl bir isteğe bağlılık söz konusu
olacaktır? Öte yandan, bu bilgiyi nüfus cüzdanına yazdıranlarla yazdırmayanlar
arasında da bir ayrımcılık olmayacak mıdır? Eğer hak ve hizmetlerden herkes
eşitçe yararlanacak ve nüfus cüzdanındaki bu ifadeye dikkat edilmeyecekse, bu
düzenlemeye neden gidildi? Öte yandan, isteyen yazdırsın, istemeyen yazdırmasın
diye düşünüldüğünde, o veritabanı nasıl doğru bilgiler yansıtacaktır?
Arkadaşlar biliyorum çok uzun oldu ama
son bir diyalogu da ben aktarmak istiyorum buraya. Annemin kalp hastası bir
arkadaşı özürlü kimlik kartı almak için gerekli başvuruyu yapmış ve su an
kartının kendisine ulaştırılmasını bekliyor. Geçenlerde annemle
görüştüklerinde, annem ona kartını alıp almadığını soruyor. Arkadaşı henüz
almadığını söylediğinde annem ona, yönetmelikle ilgili haberi aktarıp bundan
haberi olup olmadığını yorumsuzca soruyor. Arkadaşının verdiği yanıt su:
"Özel hayatin gizliliği denen bir şey var. Her gün yeni bir şey
çıkarıyorlar artik!" Eh onu hasta haliyle hastanede o kartı almak için
uğraşırken görmemiş olsam söyledikleri üzerinde belki çok derin de düşünmezdim.
Son olarak, yönetmeliğin çıkarılış nedenini yeterince bilmemek değil de, kendi
adıma soyluyorum akıl sır erdiremiyorum. Ayrıca, eleştirenlerin eleştiri
noktalarının saptırıldığını ve sapan noktalar üzerinden açıklama yapıldığını
düşünüyorum.
Çıkarılan yönetmelikle su veya bu
bicimde bürokratik işlemlerin kısaltılması amaçlanmışsa, bu işlemleri
kısaltabilecek başka çözüm biçimleri de bulunabilir, bu konuda formüller
geliştirilebilir. Buna ek olarak, Sayın Anaç’ın iletisinde çelişik bulduğum bir
noktayı da iletmek istiyorum. Sayın Anaç, sağlık kurulu raporlarının bir kere
SHCEK'e sunulmasıyla kendilerinden bir daha böyle bir rapor istenmeyeceğini ve SHCEK'in
de bu bilgiyi MERNIS'e aktarmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne
yönlendireceğini aktarmış. Ardından da nüfus cüzdanlarında özürlülük bilgisinin
yer almasının da o kadar önemli olmadığını belirtmiş. Tam bu noktada bir
çelişki doğuyor, bir yandan amacın sadece MERNIS'e bilgi aktarmak olduğu
belirtilmiş; öte yandan da, özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasının
neden ayrımcılık yaratmayacağı açıklanmış ve bu konuyla ilgili düşüncesini
bildiren bir yurttaşa da yapılan açıklamalar dile getirilmiş. Amaç sadece
MERNIS'e özürlülük bilgisinin ulaşması ve yurttaşların bu bilgiye dayanarak
hizmetten yararlanması ise o yönetmeliğe neden nüfus cüzdanına özürlülük
bilgisinin aktarılmasına ilişkin bir bolum kondu? Bunun yerine SHCEK'e sunulan
raporu SHCEK'in ilgili işlemleri yaparak MERNIS'e ulaştırması sağlanamaz mıydı?
Gerçekten kafaları ciddi bicimde karıştıracak çelişkiler olduğunu düşünüyorum
bu iletide. Özetle: Özürlülük bilgisinin bir veritabanında yer almasına sanırım
hiçbirimiz karsı değiliz. Karsı çıkılan nokta, bu bilginin istem dışı bir
bicimde nüfus cüzdanlarında yer almasına zemin hazırlamak ve bunu da
"isteğe bağlı" kılıfıyla ortaya koymak. Konu sadece MERNIS ise sağlık
kurulu raporunu sunardık ve özürlülük bilgisi nüfus cüzdanına eklenmeksizin
MERNIS'te yer alırdık. Böylece de forumlarda bu konu üzerine bu kadar kafa
patlatmazdık bence.
Sevgiyle,
Selen